Pazar, 16 Haziran 2019
.
.
chevron_left chevron_right
Gündem

İLK KEZ KORKUYORUM

İLK KEZ KORKUYORUM. BU CÜMLE BENİ DERİNDEN ETKİLEDİ.

2885 Toplam Gösterim
İLK KEZ KORKUYORUM

       Bir dost sohbetinde ülkemiz demokrasisinin geldiği noktaya bakış atmaya çalışırken, sözüne güvendiğim, cesur mert bir büyüğüm başlıktaki cümleyi kullandı; İlk kez korkuyorum bora.

       Korkmayan insan aptal insan, korktuğunu belli eden insan ise köle insandır felsefesi ile olaya yaklaştığımda hayatımın en önemli cümlesi tüm bakış açımı değiştirdi;

       Allah'tan c.c korkan hiçbir şeyden korkmaz, Allah'tan c.c korkmayan herşeyden korkar.

       Bu cümle üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken, anlamı idrak edilerek hayatın temeline konulması gereken bir cümledir. Zira Allah'tan c.c korkmak nasıl olur, insan yaratıcısı, yaşam kaynağından neden korksun. Yunus EMRE'yi anmadan geçemeyeceğim; Cennet, cennet dedikleri bir kaç köşkle bir kaç huri. İsteyene verin onu bana seni gerek, seni deyip sevdiğini yaşam kaynağına olan saygı ve özlemini dile getirerek bizlere düşünce dünyasında çok güzel bir kapı açmıştır.

       Sesli düşünüyorum; Beni yoktan var eden, kendinden bir parça vererek onurlandırıp eşrefi mahluk olarak ödüllendiren yaratıcım, yaşam kaynağımdan nasıl korkmalıyım ve O'nu c.c nasıl memnun etmeliyim. Bu sorunun ilk yanıtı olarak aklıma gelen cevap; Bilmek, anlamak, sevmek, saygı duymak ve her ne olursa olsun onun için beslenmesi gereken bu duyguları onun yarattığı her hangi bir varlık ile paylaşmamak. Elhamdulillahi Rabbul alemin; övgüye layık olanın sadece ve sadece alemlerin Rabbi olan Allah c.c olduğunu kabul edip bu doğrultuda yaşamak, zira bu doğrultu seni ancak doğruya götürebilir, yanlışa götüren yanlıştır ve yanlışa doğru deyip yanlış yönünde yol almak insanı ancak felakete götürür. Bir müslüman doğru olmak zorundadır, zira kitabı mukaddeste "Emr olunduğu gibi dosdoğru olun" emrinin muhatabıdır. Doğruk hazinedir; Doğru insanın yaptığı her iş doğru olduğu için, doğruluk en büyük hazinedir. Doğru insan vakar sahibidir, Rabbinden başkasının önünde eğilmez, yalan, iki yüzlülük gibi kötü davranışlardan uzak durur. Doğru insan korkmaz zira yaptığı işleri yanlış olanların korkusu vardır; Bin insanın kanına giren insan, aynı sona uğramaktan tutunda vicdan azabına kadar bir çok korku ile yüşleşir veya yaptığı bir inşaatı yanlış yapan mühendis bu inşaatın yıkılma ve bu yıkımdan doğacak felaketin korkusunu yaşar, bir yalan söyleyen insan yalanının ortaya çıkmasından ve güvenilmez insan damgasını yemekten korkar (gerçi günümüzde doğru insan sayısı o kadar azaldı ki güvenilir insan neredeyse yok hükmüne geldi. Doğru insan zindan da olsa dahi onun için zindan okul olur. Ölüm doğru insan için yâre vuslattır, ölüm korkusu inancında şüphe edende olur.

       İlk kez korkuyorum diyordu benim güzel bir abim; Öyle bir hale geldi ki güzel ülkem de düşünmek, muhalefet etmek korkutuyor insanları. Peki muhalefet yani eleştiri olmadan iktidar yanlışlarını nasıl görecek. Hayatı zıtlıklar üzerine kurulu bir oyun olarak kabul edersek; Her iktidarın en büyük şansı iyi ve doğru olan iktidar adayı muhalefettir. İyi muhalefeti olmayan iktidar kötü yönetim sergiler zira onu daha iyi olmaya zorlayacak bir itici güç yoksa iktidarın rehavete, güç sarhoşluğuna kapılması olağan bir durumdur. Aslında ülkemizin maalesef en büyük problemi gerçek manada iktidar talibi olmayan muhalefettir, sadece eleştirmek için eleştiren, laf düellosunu kazanıp varlığını idame ettirmek için yalan yanlış her türlü oyuna girerek güven vermekten uzaklaşıp etkisiz bir hale girince, iktidarda cehaletin doruk noktaya çıktığı bilgi çağında bu işe yaramaz muhalefeti iyice sindirerek seslerini kısmıştır. Bu durum doğru bakış açısına göre vatan için büyük bir kayıptır, zira Sayın Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'da diğer tüm büyük liderler gibi ölecektir.

       Lider insanlar eğitimle ortaya çıkmaz, lider vasfı doğuştan verilen bir özelliktir. Bu doğrudan şu sonuç çıkar, liderlik vasfı olan insanların kıymetini bilmeli ve doğru ekip kurularak bu liderden en azami şekilde fayda sağlanmalıdır, aksi durum size verilen en güzel hediyeyi çöpe atmaya benzer. Tarihin belli dönemlerinde babadan oğula liderliğin geçeceğini varsayan toplumlar büyük hezimetler yaşamış ve bu yaşadıklar,ı tarih sayfalarına yapılmaması gerekenler kısmına not olarak düşmüştür. İnsanlık geldiği noktada demokrasi yani halkın liderini seçme sistemine evrilmiş ve bu evrim kitle hareketlerinde belli aşamalardan geçen insanları lider sıfatıyla toplumun önüne çıkarmış, toplumda bu öne çıkarılan insanlar arasından liderini seçerek bu tarihsel hatadan uzaklaşmıştır. Bu gün geldiğimiz noktada tarihin tekerrürü söz konusu iken doğru bir gelişmeden ziyade, daha önce yaşanmış ve sonucu hüsran olmuş bir yönetim şekline doğru yol alıyoruz gibime geliyor. Kim ne derse desin Osmanlı imparatorluğu çökmüş ve Türkiye cumhuriyeti bu çöküntüden doğmuş, çok dinli ve çok dilli halkların oluşturduğu bu coğrafyada doğru sistem fakat bazı olumsuzluklardan dolayı yanlışlarla hayata başlamıştır. Her toplumun karakteristik bir özelliği vardır bizim en önemli yanlış karaktersitik özelliğimiz mükemmel insan olma hayalidir ki mükemmel insan yoktur. Bu genetik kodun bilincine varıp toplumu bu noktada eğitmek yerine hatalarını yalanlar ile örtüp kendini mükemmel gösterme hastalığı; doğru sistemin daha doğru olması ve mükemmele yaklaşması noktasında ciddi bir engel olmuş, bu hastalık cumhuriyetin hatalarını görüp düzeltmek yerine hataları, hatalar ile örtmeye gitmiş ve insan oğlunun en büyük kazanım olan demokratik sistemimiz maalesef oligarşik sakat bir sisteme dönüşmüş durumdadır. 

       Demokrasi insanlığın geldiği en önemli başarılardan biridir ve hatta en önemlisidir. Aşağıdan yukarı doğru beslenen bu sistem, toplumun yapısında lider vasfı taşıyan insanları yukarı doğru çıkarır, halkın seçtiği ve halkının hizmet karı konumundaki liderler meclis çatısı altında, toplumun sorunlarının en doğru çözümleri için çalışmalar yapar. Demokrasilerin en önemli özelliği toplumdan beslenen meclistir zira toplumdan beslenen meclis özgür düşünce sahibi kişilerden oluşur ve bu insanlar doğru her nerede olursa olsun bulup yürürlüğe doğru şekilde yansımasını sağlarlar.

       Demokraside ikinci önemli konu, aslında işleyişte ilk ve en önemli konu ise adalet sistemidir. İkinci olarak ele almamızın sebebi meclisin yasaları yapmasıdır. Adalet sistemi bu yasaların denetleyicisi ve adil bir şekilde uygulanabilirliğini sağlayıcıdır. Adalet sisteminde görev alan insanların hayatın her alanında şakadan bile yalan söyleme hakkı olmayan, vicdanının sesinden başka hiç bir sesi duymayan insanlardan oluşması olazsa olmazdır.. Bu doğrular üzerinde kurulan bir adalet sistemine müdahale düşünülemez ve kabul edilemez, kim olursa olsun adalet önünde boyun eğmek zorundadır.

       Son bölüm aslında en basit olan yürütme kısmıdır; Meclisi doğru, adaleti doğru konumlandırılmış toplumda yürütme en kolay olan en az sorumluluğu olan kısımdır, zira yasalar doğru şekilde mecliste yapılmış, adalet sisteminden geçmiştir, sadece uygulanması kalmıştır. Bu uygulama kısmı demokrasiyi doğru şekilde inşaa eden ülkelerde çoğunlukla sembolik olarak gözlemlenir veya devletler arası gövde gösterisinde kullanılmak üzere seçilir. Yürütmenin meslis veya adalaete müdahale etme şansı kesinlikle yoktur.

      Böyle bir sistemde düşünmek ve konuşmak zorunluluk, susmak ise acziyettir. Böyle bir sistemde insanlar korku değil güven içinde yaşarlar.

      Değerli okuyucular buraya kadar bu yazıyı okumuşsanız bu benim için büyük bir onurdur, bu onura layık gördüğünüz bu kardeşiniz sizden rica ediyor. Anlattıklarım ışığında ülkemizde ki durumu biraz düşünürmüsünüz...

      Doğru yöne doğru yol alma temennisi ile doğrudan yana kalın.

      Selam ve Saygılarımla

          Bora ERİM 

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE