Çarşamba, 30 Eylül 2020
.
.
chevron_left chevron_right
Gündem

ÖZLEDİM ESKİ AĞRI İLİNİ

MUTLUYDUK UMUTLUYDUK

1704 Toplam Gösterim
ÖZLEDİM ESKİ AĞRI İLİNİ

Kanatlarını kartal gibi açmış Köse dağından, taşlı çaya, Hacı seferden, Tavoya, gijik tavadan küpkırana bakarken haşmetli Ağrı dağının kaf dağı arkasında olduğu günleri özledim..
Efe kitabevini, Erzurum kıraathanesini, Haci Gurbaninin kahvesini, meydan camiinin arkasındaki bisikletçi Ali’de 15 kuruşa 15 dakikalığına kiralık bisiklete binmeye çalışan çocukların coşkularını özledim. Süslü faytonların, gölgeli bölümlerinde kayıp çocuklar için bağıran tellalların dehşetli ses yankıları arasında “Arkaya Kara Kamçı” diye bağıran çocukların sesini özledim. Otantik öküz arabalarını Hancı Süloyu, Hancı Cemali, Almastın Hanının önünde cigara saran post bıyıklıları Ape’leri özledim.
Geceleri mahalle aralarında Haray Molla, saklambaç oynayan çocukların umut dolu bağırışlarını özledim.
Sebze halinde 3 tekerlekli araba ile eşya taşıyan çocukların, hamalların ve sebzecilerin göklere yükselen bağırışlarını özledim. Eskici Hakkı Ustaya bakır, sarı tel satmayı; kalaycı Kazo’nun kalay kokularını, tef çalan uzun saçlı dervişin “Allah Allah” nidasını özledim.
Meydan Camiinin önünde “Camiye yardım, camiye yardım” seslerini her cambaza zorla hatırlatan Hacı Şamili özledim. Nahırcı Fazoyu, Üçkağıtçı kumarcı Edo’yu, rötgenci Fehoyu Deli Geceyi, Deli Süloyu, Deli Soneyi, Gız dedim dolma getiri, Tanzarayı, Dilenci Kör Niyaziyi, Bağımsız aday Keleşin “Ağrıya deniz getirme sözünü” özledim.
Ali çavuşun bahçesini, Rıza dayının İngiliz çizmeli halini ve ana avrad küfürlerini özledim. Çimci İbo’yu, lisenin hademesi Atos amcayı, fizik öğretmeni deli Sait hocayı, Almancacı Aliye hanımı, yakışıklı İngilizce hocamız Antalyalı Yüksel Alpasar hocamı özledim. Nur palası, yetiştirme yurdunu, tıransit caddesi ve öğretmen okulu başındaki cankurtaran denilen ucube kulubeyi, çamur deryasında maratona hazırlanan Sadık salmanı, Mırtıf Bakonun lastik ayakkabılı hallerini özledim.
Cumaçay yolunda sabahın erken saatlerinde çekem taşıyan öküz arabalarının sabun kokan tahta teker seslerini özledim. Taşlıçayın suyunda, Nadıravada, Gıjik Tavoda, mal otaran çocukların çimmelerini ( yüzmelerini) özledim. Elektrik santral motorunun havuzunda kaçak yüzen çocukların bekçi korkusuyla çıplak kaçışlarını izlemeyi, şebabın gölünde yüzmeyi özledim. Tandırın lavaşını, top ekmeğini saç üstünde kırkır(çedene-hint keneviri tohumu) ile karışık büğday kavurgasının tadını özledim. Balık gölünden yakalanıp getirilen devasa büyüklükteki doğal alabalıkların tadını, kış günlerinde sarı zürbenin dükkanı önünde bakraçlarda yoğurt satan köylülerin buz tutmuş pos bıyıklarını özledim. Eski hamam da para ile yıkanırken, yeni hamamda yıkanıp para vermeden pencereden kaçtığımız günleri özledim.
Kavurucu sıcaklarda limonata satan “Avasar, Ava Leylani” çekirdekçi, Hasso yu Hüsso yu, Edeyi, dondurmacı Fevziyi Hasanı, 50 kuruşa yorgan ipi satan deli İsa dayıyı özledim. Şiralinin kahvesinde dama oynayan emiceleri özledim.
Taş fırıncı Laz ustaları, Sarı Papuçu Ferhat Kangalı, Muharrem Altıntaşı, Kazım Denizin lokantasının Cumhuriyet caddesini saran döner kokusunu, Gazienteplilerin lahmacunu, Pişiren lokantasının sulu yemekleri, pirali gilin pastanesindeki revaninin tadını özledim. Bir kasaba edasında, herkesin birbirini tanıdığı saygı ve sevgi yumağının yükseldiği, , aşırı soğuk ve yoksulluğa rağmen insanların birbirine kenetlendiği, yarına umut ve coşkuyla bakan hemşerilerimin sımsıcak bakışlarının derinliklerindeki inanç ve güvenin kutsallığını özledim. Boncuklu sahada yüzlerce çocuğun futbol oynadığı maçları özledim.meydan camisinin önünde tatlıcı enoyu özledim
Arif Kayanın bahçesinde, kıra çıkıp piknik yapan kadınlı- erkekli modern Ağrı’yı özledim. Bir arada oturup Küpkıranın değirmeninde , Tayyare, Gıbo, Bitlis Mahallelerinde güvercin besleyip bilya oynayan çocukların haykırışlarını özledim.
Transit Yolunda, Kırık Köprü de Hacı şevkinin Abdurrahman Memişin değirmeninin sularının kenarında eğlenen gençleri özledim. Söğütlü Kahve, Bitlis, Ferah, şark, Papatya, Sevil kahvelerinde coşku dolu gençlerin İspanyol paçalarını hayranlıkla izlemeyi özledim. Kışın soğuğunda Aksoy Sinemasının önünde teksas-tommiks değiş tokuşu yapan bilet kuyruklarında kavga eden çocukları özledim. Paramız olmadığı zaman Aksoy sinemasına gidip kapıcı Salehyi oyalayip bacağının altından sinemaya girdiğimizi özledim.
At arabalarıyla kırık köprüde gelin yünü yıkarken büyüklerimiz kırık köprüde çimer, Mal meydandan alışveriş sonrası el arabasında eve dönerlerkeni, ot yüklü arabaların peşinden koşup nenemin ineklerine ot götürmeyi, bayramlarda elimizde poşetle ev ev dolaşıp şeker toplamayı daha neleri neleri Çook ÖZLEDİM ÇOK,

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE