Pazartesi, 25 Haziran 2018
.
27
agri
.
chevron_left chevron_right
Gündem

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Hak ve Hakikat Partisi

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Hak ve Hakikat Partisi

4606 Toplam Gösterim
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla  Hak ve Hakikat Partisi

Ruhunu Allah’tan (cc) alan, ruhen Allah’a (cc) bağlı olan, Allahu Teâla’nın emri doğrultusunda hareket eden, emanet yükünü yüklenen, halk arasında emanet dağıtan, Yüce Allah’ın (cc) eli gibi ve halkın tercümanı, kutlu bir zat.

Özüm özündendir sözüm sözünden

Bin semaver kaynar aşkı közümden

Biraz bahsedeyim size çözümden

Mehdi Ali Resul gelmeden olmaz

 

Biz her ne kadar Ağrı’da otursak da; istiklalimizi, istikbalimizi, vatanımızı, milletimizi, dinimizi, imanımızı, namusumuzu, vicdanımızı, sorumluluklarımızı bilip, kollamak ve korumak zorundayız.

Bu sebepledir ki, Hak ve Hakikat Partisi sorumluluğunu bilmiş, üzerine düşen vazifeyi layıkı veçhile yerine getirmeye kararlıdır.

Hak ve Hakikat Partisi olarak, bozulan dünya düzenini yeniden kurmak için halkımızı birlik ve beraberliğe davet ediyoruz. Büyük, Bağımsız Türkiye olamaya davet ediyoruz. Ecdadımızın izini sürmeye davet ediyoruz. Kur-an’a ve İslam’a davet ediyoruz.

Ancak İslam kardeşliğiyle perçinlenir, kuvvet kazanırız.

Hak ve Hakikat Partisi, İlkeli ve İdeolojisi olan bir partidir.

ADALET: Düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamında bir terimdir. Geniş kapsamlı bir kavram olan adaletin zıttı zulüm, gadr ve insafsızlıktır.

“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa Suresi 135. Ayet)

“Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”(Maide Suresi 8. Ayet)

“Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.” (En’am Suresi 8. Ayet)

“De ki: "Rabbim bana adaletli olmamı emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz." (A’raf Suresi 29. Ayet)

EMANET: her şeyi yerli yerine koymaktır. Ehil olmayana makam verilmez. Vazifeler yetenekli kişilere devredilir. İdari mevkiler ve umuma ait işler çok yönlü bir şekilde mesuliyeti gerektiren hususlardır.

Rüşvet veya meyil neticesi, daha ehliyetli biri varken başkasını görev başına getirmemiz büyük bir cinayet sayılır. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Kim daha ehil biri varken başka birini bir bölük (iş) başına getirirse, Allah'a, Peygamberine ve Müslümanlara hıyanet etmiş sayılır."

"Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmedeceğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa: 58)

EHLİYET: Ehliyet sahibi olmak, aklıselim olmayı gerektirir. Özellikle dünya nimetlerine karşı zaaf sahibi olanlar ehil ve ehliyet sahibi sayılamazlar. Ehliyet sahibi olmak, üstün özellikler sahibi, sağlam karakterli, emin, güvenilir ve önder olmayı gerektirir.

LİYAKAT: Liyakat, layık olmak demektir. Hizmete layık olanlara emanet teslim edilmelidir. Eğer layık olmayanlara, liyakatsiz kişilere görev verilirse, başarısızlık kaçınılmaz olur. Adam kayırmalar, eş-dost ilişkileri, çıkar ilişkileri başlar. Liyakate sadık kalmayan ve onu benimsemeyen devlet yönetimleri, insan hakları ihlallerini de doğurur. Bu yolun sonu ise bir çıkmazdır. Liyakati ilke edinmezsiniz, yolsuzlukların önünü kapatamazsınız.

MEŞVERET: Meşveret, yapılacak işler hususunda, ehil olan kişilere danışmak, onlardan görüş almaktır.

Meşveret, hak ve hakikati ortaya koyma ve mevcut şartlar içinde yapılması gerekeni isabetli şekilde belirleme imkânı verir. Meşveret edilenlere değer verildiğini gösterir. Onların kalplerini hoşnut eder, işin beraberce yürütülmesini sağlar.

 

BİAT: Ulu'l emre bağlılık sözü vermenin adıdır. Resulullah, önemli dini-siyasi olaylar arefesinde veya İslamiyet’i kabul eden kimselerle ilk defa görüştüğünde biat almıştır. Biat, genelde el sıkışma şeklinde olmuştur. Biat ta asıl olan, meşru devlet başkanını tanımak, kendini ona bağlı hissetmek ve bu hissi hayatının sonuna kadar korumaktır.

VELAYET: Dost edinmek, yardım etmek, sulta, yetki, işi alıp yürütmek. İslâm hukukunda velâyet, Reşit bir kişinin şahsî ve malî işlerini gözetip yürütme konusunda çocuk, akıl hastası gibi ehliyet yetersizliği içindeki kişilerin yerini tutmasıdır.

NUR: “İman hem nurdur, hem kuvvettir.” Nur zulmetin zıddıdır. Adalet nurdur, zulüm ise zulmet. Âdil isminin tecellisiyle zulümler ortadan kalkar, hikmet ve rahmet nurları her tarafı kaplar.

KUVVET ve KUDDET: Allah u Teâlâ devleti dilediğinden alır, dilediğine verir. Allah u Teâlâ kuvvet ve kudret sahibidir. Âlemdeki bütün işler O’nun kudretinin göstergesidir. Kadir olan Allah’ın dilemediği hiçbir şey olamayacağı gibi, O’nun “ol” deyip de olamayacak hiçbir şey yoktur. Şartlar ne olursa olsun kudret eliyle desteklediği kullarını acze düşürecek mağlup edecek bir güç yoktur.

 

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 4 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE